"Enter"a basıp içeriğe geçin

Kategori: Genel

Memleketim Rizeden iki güzel haber

Bu hafta memleketim Rize hakkında iki güzel videoya denk geldim. Bunlardan biri 138 yıllık tarihi bir köprüyle ilgiliydi. Rize’de Kale Mahallesi’nde yapılan bir yol çalışması sırasında tarihi bir köprü ortaya çıkarılmış. Köprü, sapasağlam bir şekilde toprağın altında kalmış. Aslında bu köprü, 1920’li ve 30’lu yıllarda çekilmiş Rize fotoğraflarında “Çıtağan Köprüsü” adıyla bilinen köprüymüş. 1960’larda yol kotunun yükselmesiyle buradan yol geçirilirken üzeri kapatılmış. Köprünün Osmanlıca kitabesine de ulaşılmış. Rizeli şair Şakir Agahi Efendi tarafından 20 Zilhicce 1305 (Miladi 1888) olarak tarihlenen bu kitabeden, köprünün Zırhzade Hacı İzzet Efendi adlı Rizeli bir esnaf adına, varisleri tarafından yaptırıldığı anlaşılıyor. Hacı İzzet Efendi’nin Bağdat’ta…

Karakuyruk Geri Dönüyor

Yapay zeka sağolsun, sayesinde belki orijinalliğimiz azaldı ama üretkenliğimiz arttı! Hep içimde uhde kalan ve yıllar önce deneyip 4 ayrı sezonda 100+ karikatürünü kendi çapımda karaladığım Karakuyruk karakterimi yeniden AI destekli olarak geri döndürüyorum. ChatGPT ile iki ay önce öylesine denemeler yaparken önce kendi orijinal çizimlerimi GPT ile daha “orantılı, düzgün” hale getirmekle başladım. Fakat yapmışken neden “daha güzel” çizilmiş bir karikatür deneyimi olmasın ki dedim ve GPT ile Karakuyruk’u belli bir olgunluğa getirdik. Ondan sonra bazı eski karikatürleri bu yenilenmiş Karakuyruk’la GPT’ye çizdirmeye başladım. Tabi tek promptla istediğim noktaya ulaşamıyordum ama yine de benim kargacuk burgacık çizgilerimden çok daha…

Yapay zeka konusunda aydınlanma için parola: “Papaya Kodu”

Baştan söyleyeyim. Bu yazı orijinal olarak Hasan Civelek’in kalemindendir. ChatGPT’ye iki kere denettirdim, benim duygularımla yazamadı bu konuyu. O nedenle kendim kaleme almaya karar verdim. AI sayesinde kendimi 10 kaplan gücünde hissedip her gün bir başka side-project yaptığım o anlardan birinde kendimi CoPilot ile chat yaparken buldum. Aslında ChatGPT’den duyduğum OpenRoute’u denemek için kollarımı sıvamıştım. OpenRoute en kaba tabiriyle ücretli popüler AI API’lerine ayrı ayrı para verip ayrı api-key’leri yönetmektense tek ona para verip onun içinden o modelleri seçmenizi sağlayan bir platform. Hazır ona para vermişken kod yazdırmak için ödediğim diğerlerinin planlarını iptal ediyordum yeniden yeniden ödeme almasınlar diye. Sıra…

Mac Mini’mi Yapay Zeka Sunucusuna Çevirdim

Uzun süredir aklımın bir köşesinde duran bir şeyi sonunda hayata geçirdim: Bir kaç ay önce TurkNet’in 1000 mpbs download 1000 mpbs upload hizmetini almaya başladığım gün “ofis bilgisayarı” olarak ofiste tuttuğum M4 Mac Mini’yi sıfırlayıp bir “web server” haline getirmiştim. 30+ irili ufaklı blog ve web sitesini host etmek için gayet iyi olsa da yeni duyduğum CloudPanel’in de gazıyla Hetzner’a bir sunucu daha açıp bu ufak hostingleri oraya geri koydum. CloudPanel kadar sevindiğim diğer husus; bu sitelerin çoğu WP olduğu için hepsini birden yönetecek bir eklenti varmış. Onu da kurup 20 yılda sayısı 30’a yaklaşan blogları tek yerden yönetmeyi anca…

AI ile yeni tarz: Augmented Developer

Son zamanlarda fark ettiğim bir şeyi yazmak istiyorum: Ben yapay zekayı sandığımdan çok daha fazla kullanıyormuşum. Hani “arada açıp bir şey soruyorum” seviyesinde değil bu; neredeyse günün içine görünmeden yayılmış, yaptığım işlerin doğal bir parçası haline gelmiş. İlginç olan şu ki, bu geçiş çok ani olmadı. Yavaş yavaş oldu ve ben bunun farkına ancak geriye dönüp baktığımda vardım. İlk temas tabii ki ChatGPT ile başladı. Muhtemelen çoğumuz gibi ben de ilk çıktığı zamanlardan beri kullanıyorum. Başta merak, sonra alışkanlık, sonra da bağımlılığa yakın bir ilişki… Bugün geldiğim noktada ChatGPT benim için bir araçtan çok daha fazlası. Bazen bir danışman, bazen…

2025’e veda ederken

Eskiden yani 90’lı yılların başında ortaokula gittiğim dönemlerde günlük yapraklı takvimden başka evimizde aylık duvar takvimleri de olurdu. Uzun, dikdörtgen şeklinde, üzerinde bir ayın bütün günlerini görebiliyordunuz. Bunlardan günümüzde de var tabi ama benim bahsettiğim takvimlerde hicri aylar da yazardı. Yani henüz hicri kameri aylar matbuatımızda yerini kaybetmemişti. Şimdilerde mübarek üç aylardan başka diğer ayları takip edemiyoruz maalesef. Halbuki “ay” kelimesi bile aslında Ay’a göre olmasından geliyordu. Güneş takvimindeki 12 “ay” başka bir şey idi belki de.

Scrolling yüzünden tahammülsüz hale geldik

Siz de hem kendinizi hem de etrafınızdaki insanları artık “tahammülsüz” olarak mı görüyorsunuz. Ben neredeyse iki yıldır bu artışı hissediyorum. Başta kendim tabi. Sonra profesyonel destek aldım -halen devam ediyorum- ve şimdi daha iyi olduğumu düşünüyorum. En azından sürekli tahammülsüz değilim. Dün bir arkadaş ortamında muhabbet ederken bu konu açıldı. Ben de bunun nedeni ne olabilir acaba diye düşündüm ve suçu scrolling’de buldum. Evet! Bence mantıklı bir çıkarım. Scrolling yaparak yani telefonu ya da tableti / bilgisayarı elimize alıp dakikalarca yukarı kaydır (scroll) yapıyorsak ve artık eskisi gibi “uzun” vlogları, videoları izleyemiyorsak işte bunun nedeni bu scrolling. Ben bir ara…

Babalar günün kutlu olsun Hakkı Baba

Babası olmadan büyüyen biri olarak “baba” kavramı çok net değildir içimde. Ama hiç eksikliğini hissetmediğimi çok iyi biliyorum. Ta ki neredeyse 20 sene önce eşimi sevgili (artık rahmetli) kayın babamdan istemeye gidene kadar. O zamanlar Amerika’da yaşıyor olmasaydı işte bu resimdeki Hakkı abim, bir baba gibi benimle gelirdi eminim. Zira iki tarafı da tanıyordu. Çünkü eşimle Hakkı abimizin 2000’lerde yazdığı PHP kitapçığı sayesinde tanışmıştık. Kitapçıkta örnek isimler olarak benim, eşim Şahika Hanımın ve o zamanlar Hakkı abiyi takip eden başka bir kaç arkadaşın daha isimlerini kullanmıştı hep. O vesile ile Şahika Hanımı merak etmiş ve tanışmış, nihayet evlenmiştik. Dr. Hakkı…

Bir gece projesi: Elif-Ba

İkizler (henüz bu blogun farkında değiller, ondan rahat yazayım) geçen sene çoktan aldığım ve hala Kuranı kerim okumayı bilemedikleri için vermediğim (yani onların nazarında henüz almadığım) bilgisayarları (Raspberry Pi 400) bu yaz kullanabilsinler istiyordum. Her mevzuu geçtiğinde “baba bize sen öğret” diyorlardı. Ben de bir kaç sene önce islam harflerini öğretmiştim, sıra harekelere gelmişti ama pek randıman alamamıştım. O yüzden yaz tatilindeki camii kurslarına işi havale etmiştim. İlk sene yaşları küçük diye almadılar, geçen sene gittikleri kurs sitenin kursuydu bir vardı bir yoktu. Bu sene de kurs olur mu, biz evde durur muyuz bilemedim. Öte yandan; “baba sen öğret” demişlerdi.…

10.10.24

Bu tarih inşallah hüzünlü bir sonun değil, güzel bir geleceğin hayırlı bir başlangıcı olur. 45 Yıllık hayatımda çok fazla şey gördüm diyemem. Ya da belki görmüşümdür de anlamamışımdır. Zaten etrafımda olan biteni tam olarak anlayamadığımdan yakınırım hep. Babasız büyüdüm, çok küçükken dramatik -belki de biz evlatları için travmatik- bir şekilde vefat etmişti. Annemin babası, yani sevgili dedem ve anneannemin himayelerinde büyüdük. Bilenler bilir, dede şefkati başkadır. Baba kızar, dede hiç kızmaz. Benim dedem de kızmazdı, anneannem de. Anneannem sadece titizdi, dedem ise rahat gönüllü. Keşke ona benzeseymişim… Sesim, daha doğrusu gürleyince çıkan sesim benziyor maalesef. İlkokul birden sonra babamın köyünden…